Bergama Tahtacıları

bergamaBergama Türkiye’nin en çok köyü olan ikinci ilçesidir. 114 köyü vardır. Bu köylerden 9′u Alevi köyleridir: Narlıca, Pınarköy, Tepeköy, Tekkedere, Yalnızev, Kapukaya, Demircidere, Yerlitahtacı, Gültepe(Önceki adı karalarbaşı).
Yukarıda isimlerini yazdığım beş köy Çepni, diğerleri Tahtacı köyleridir.
Tahtacı çoktandır geleneksel mesleklerini ve köylerini terketmiş, geçimlerini sağladıkları ilçe ve il merkezlerine, daha uzaklara, hatta dünyanın dört bir yanına dağılmışlardır. Bu günlerde 4 Tahtacı köyündeki toplam nüfus 500′ü ancak geçer: Yerlitahtacı182, Demircidere 250, kapukaya 32 Gültepe 50. Buna karşılık Bergama ilçe merkezinde Feyzipaşa Mahallesi Tahtacıların yığun olarak yaşadıkları yerlerdendir. Bergama’nın komşu ilçesi Kınık’a bağlı bir Tahtacı köyü 60′lı 70′li yıllarda köylerini köylerini terk ederek tamamen Bergama’ya göçmüştür. Tarihimize göre Bergama’da köyleriyle birlikte 2000 Tahtacı yaşamaktadır. Tahtacılar gelenleri ile yaptığımız görüşmelerde, bu sayının doğru olmadığını Tahtacı nüfusunun daha fazla olduğunu belirlemişlerdir.
Halen Tahtacıların yaşadığı 4 köyün öğrencileri taşımalı eğitim sistemi ile yakın merkezlere taşımaktadır.
Bergama’daki Tahtacılar iki aşiretten oluşur. Yerli tahtacı, Kapukaya (Yukarı mahalle), Gültepe Kahyalı (burada keeli deniyor), Kapukaya (Aşağı mahalle) Üsküderli / Sivri Külahlılar aşiretindendir. Yine Enalanlılar da Üsküdarli / Sivrikülahlı aşiretindendir. Demircidere köyü’nün hangi aşiretten olduğunu öğrenemedik.
Yerlitahtacı ile Kapukaya birbirine komşu, ilçe merkezine 7 km uzaklıkta köylerdir. Bu iki köyün arası da 7 km’dir. Demircidere Kozak yaylasında, Bergama’nın en uzak köylerinden biridir. İlçe merkezine 44 km uzaklıktadır. Gültepe de Madra dağında, ilçeye 34 km. uzaklıkta bir Tahtacı köyüdür.

Bu köylerden en eskisi hangisidir ?

Yerlitahtacı ile Demircidere en eski köyler olara öne çıkmaktadır. Bilindiği gibi Tahtacılar konargöçer topluluklar iken, sonradan yerleşik yaşama geçmişlerdir. Yaşlılarımızın bize söyledikleri şudur: ‘Biz Adana’dan çıkıp buralara geldik. Çıkış yerimiz Adana Pozantı’dır.’ Hangi yıllar ? Belirsiz. Kaynaklar, Pirimiz Durhasan Dede’nin ölümünden sonra onun dul işine göz koyan Adana’daki en yetkili devlet büyüğünün Tahtacılar üzerinde büyük bir baskı kurduğu, çatışmalar çıktığı, zulümler, ölümler olduğunu kaydeder. Sonuçta Tahtacılar Adana’da dağılırlar. Bu 1700′lü yılların sonu olmalıdır. Yine yaşlılar bir uğrak/ara durulama yerinin Aydın ortaklar olduğunu belirtirler. Daha sonraki durak Bergama’dır. Dikili taraflarında kaynarca taraflarına giderler. Ovadır, batakdır. Sıcaktan sinekten bulanırlar. Onları dağlar çeker. Bergama’ya dönerler. Çukurbağ mahallesinde iskan edilmeye çalışılır. Sadırvan semtindeki bedesten aşirete verilir. 1940′lı yıllara kadar bedesten köyün malıdır. 1940′lı yıllarda bir işe yaramadığını gerekçesiyle satılır. Tahtacılar Çukurbağ’da da duramazlar. Geyikli Dağına doğru hareketlenirler. Önce Gıranyurdu’na konarlar. Oradan Öletlibelen’e geçerler. Bergama’da kayıtlara geçen 1838-1842 yıllarında büyükbir veba salgını olmuştur. Gıranyurdu’nda insanların kırılması, kitlerler halinde ölmesi(Günde 3 ölüm bile görülmüştür. Sonucu Öletlibelen’e geçilmiştir. Burada da ölümleri arkası kesilmemiş, sonunda yavaş yavaş bugünkü Yerlitahtacı köyüne tek odalı toprak damlı evler yaparak yerleşmeye başlamışlar. Biz önce Gıranyurdu’nun ardından da Öletlibelen’in terk edilmesini Bergama’daki veba salgınına bağlıyoruz. Tarih 1940′lı yılların sonu olmalıdır. O sıralarda Köy, 12 haneli bir rum köyüdür. Zaman içerisinde Rum nüfus azalır. Sonunda Rumlar tamamen göçüp giderler. Köyün adındaki “Yerli” sözcüğü daha önceki yerleşik Rumları, “Tahtacı” sözcüğü de sonradan gelip buraya yerleşen atalarımızı ifade etmektedir. Bir zaman köyde yaşayan Rumlardan kalan bazı yer isimleri halen kullanılmaktadır.
Araştırmacı Sinan Kahyaoğlu, “Ege’de en eski Tahtacı köyünün tarihi 250 yıldan öteye gitmektedir” demektedir. Çocukluğumda yaşlılar “bizim köy200 yıllıktır” derlerdi. Aradan 50 yıl geçtiğine göre Sinan Kahyaoğlu’nun ifadesi doğrudur diyebiliriz.
Yerlitahtacı köyü’nde kutsal yerler çoktur. Geyikli Baba, Bazayıt Dede ve Genç Dedesi. Mezarlıktaki Dede Mezeri, İmamın mezeri, Derviş Dede, Yaren Dedesi, Panafır Dede, Dibecik Dedesi, kayabaşı ilk akla gelenler.
Demircidere köyü de aşiretin bir kolunun Bergama’dan daha ileri yakınındaki Kozak yaylasına yerleşmesi ile oluşmuştur.Belgelerde eski adı Temurcudere olarak geçer.
Demircidere Köyü’nde iki kutsal yer bulunmaktadır. Biri köyün üst yanındaki fıstık çamlarının altındaki yatır, diğeri de Demircidere ile AşağıBey köyleri arasında yol üzerinde kabaağaçların(ulu meşe ağaçların) içindeki yatırdır. Demircidere köylüleri adaklarını ikinci yatırda yaparlar.
Kapukaya ile Gültepe köyleri Cumhuriyetin ilk yıllarında kurulmuşlardır.
Kapukaya köyüne yerleşen Tahtacılar önce kozak yoluna yakın, şimdiki köy yolunun başlarındaki alana konmuşlar. Burada eşkiyaların rahat vermemesi sonucu, eski bir yörük köyü(İncecikler’in bir parçası) olan bugünkü köye çekilmişlerdir. Farklı yerlerden başka Tahtacıların da gelmesiyle Yörükler yerlerini, yurtlarını, evlerini, Tahtacılara satmışlar ve kendi köylerine çekilmişlerdir.
Eskide Kapukaya’nın da bir Aşağı mahallesi vardı. 1970′lerden sonraki birkaç yıl içinde Bergama Feyzipaşa Mahallesine göçmüşlerdir.
Kapukaya köyünde Kepenekli Dede, Çıbab Dedesi, eski okuldaki yatır kutsal yerlerdir.
Gültepe köyü de yine dağınık bir şekilde göçebe yaşayan Tahtacıların yıllar içinde karalar köyünün yukarısını yurt tutmasıyla kurulmuştur. ilk adı Karalabaşı ike 1991 yılında Gültepe ismini almıştır.
Gültepe’de de bir yatır vardır: Resul Dede köyünün hemen yakınında, Aykırı çeşmelere giden yol üzerindedir.
Bergama’da bir süre yerleşilen sonra dağılan kaybolan Tahtacı köyleride vardır: Mahmudiye Tahtacı ve Akçaalan gibi. Bu konular da araştırmayı gerektirmektedir. Bugün Bergama’nın Mahmudiye isimli bir köyü vardır. Sunni inançlıdır. Acaba Mahmudiye Tahtacı köyü Sünnileşmişmidir ? Yoksa dağılıp daha sonra Kapukaya ve Gültepe köylerindemi toplanmışlardır ?

Musa Güneş
Kaynaklar: Hasan Çetin, Cafer Akkılıç, Süleyman Şengül, Fatma Ardıç, Sinan Kahyaoğlu

Bir Cevap Yazın